Suriye’deki savaştan Türkiye’ye  uzanan ve SIHHAT’le devam eden hikayen; zorlukları, hüzünleri, umutları ve başarıları ile herkese ilham olsun istedik.

Şahinbey İlçesi Barak Güçlendirilmiş Göçmen Sağlığı Merkezinde Hasta Yönlendirme Personeli olarak çalışan İdris İsa kendi hikayesini bizimle paylaşıyor…

 

Benim Hikayem

 

Adım İdris İsa. 1986 yılında Al-Rakka şehrinde doğdum.

Suriye devriminin başladığı dönemden, Halep Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduğum 2011’e dek geçen yıllar, geleceğimi inşa etmeye çalıştığım uzun ve zorlu sürecin tam da ortasıydı.

Üniversiteden mezun olmadan iki yıl önce, orta okul, lise ve üniversite öğrencilerine Fransızca dersi vermeye başlamıştım. Üniversiteden mezun olduğumda, o dönemin getirdiği dinamizmi, özlemleri ve umutları içimde nasıl da güçlü bir şekilde taşıdığımı hala hatırlıyorum.

Şehrimizin kapılarını savaş davullarının çalmasıyla, aylar süren çatışmaların sonucunda sokakların savaş alanına dönüşmesiyle, basit birkaç eşya alarak “Tel Abyad” kırsalından köyümüze gittik. Bir süre sessizce orada kaldık. Bu da benim gibilerin ateş ve kanla yanan o fırına geri dönüşü olamayacağı inancının yerleşmesi için yeterliydi. Çalışma dünyasına ilk adımımı atıp, üç yıldan fazla zamanımı öğretmen olarak geçirdikten sonra Türkiye’ye gitmek dışında bir yol bulamadım.

2013 Mart aynın ortalarında Türkiye topraklarına ayak bastığımız andan itibaren, tüm umutlar siyaha büründü. Ne beni zengin kılacak para ne meslek ne de lisan vardı!

Gaziantep şehrinde inşaat işinden başlayıp ev aletleri nakliyeciliğine, oradan iki buçuk yıl süren ve neredeyse belimi kıran bir un fabrikasında hamal olarak çalışmaya kadar birçok iş yaptım.

Kararlılık ve hayatta kalma mücadelesinin eşlik ettiği fiziksel ve psikolojik acılara rağmen, zorla ayırdığım nadir zamanlarda, edebiyatın her alanından 60 kadar kitap bitirdim. Bu dönemde Türkçe dinleme kısmını belli bir noktaya getirdikten sonra kendimi diğer noktalarda da geliştirme kararlılığımı artırdım. Çalmadığım kapı bırakmayarak hırslarıma uygun bir iş aradım. Gaziantep otellerinden birinde resepsiyonist olarak işe başladım ve burada Türkçe dilinde önemli bir güç ve akıcılık kazandım, bu da beni hastanelerde çeviri başta olmak üzere hayatın her alanında bir dile veya çeviriye ihtiyaç duyanlara yardım edebilmemi sağladı.

O uğurlu gün…

2018’in başında Facebook’ta gezinirken gözüme Sıhhat Projesi yazısı ilişti ve oluşan umut ışığının üzerine gittim. İki ay sonra Osmaniye şehrinde (Ata Korkut Üniversitesi) proje giriş sınavına katıldım ve kazandım. Bir yıldan fazla bir süre sonra, yani 2019 yılın ortalarında “Barak Mülteci Sağlık Merkezi’nde” hasta yönlendirme (tercüman) olarak çalışmaya başladım.

İçimdeki umutlar yeşerdi ve Sıhhat Projesi’nde hayalini kurduğum işte çalışmak, 6 yıldır çektiğim ıstırabı unutturup, ruhuma yeniden huzuru kazandırdı.

SIHHAT Projesinin, Türkiye’deki Suriyeli göçmenlere; sağlık, dil, hizmet ve kültürel açıdan büyük bir yarar sağladığını, getirmiş olduğu avantajlar ve hizmetleriyle harika bir proje olduğunu düşünüyorum.

Proje, Türk devletinin sağlık sistemine gelen yükün büyük bir kısmını üstlendi. Öncelikle bu insani yardım projesinin aktif bir üyesi olmaktan gurur duyuyorum. İşimle ve mesleğimde gurur duyuyorum. Bu konuda ilerleme ve süreklilik umuyor ve akademik referanslarıma daha yüksek bir çalışma sertifikası eklemeyi hedefliyorum inşallah.

Teşekkürler Sıhhat Projesi.